KAFAMIZIN İÇİNDE NE VAR(2)?

Önceki yazımda genel olarak Şakak Lobu/Temporal Lobtan bahsetmiştim, şimdi bu lobların biraz daha içine gidelim. Beynimizin kabuğu olan Korteksin içine baktığımızda evrimsel olarak biraz daha eski, bahsettiğim şakak lobunun içinde bulunan Limbik Sistemi  ve özellikle amigdalayı biraz daha anlatmak istiyorum. David Eagleman isimli bir sinirbilimci İncognito isimli kitabında, 1966 Ağustosunda Teksas Üniversitesi’nde 25 yaşında bir çok kişiyi(13 kişi) öldüren bir çoğunu da yaralayan(33 kişi) bir gençten bahseder. Bu genç 25 yaşındadır ve evlidir, aynı gün üniversitede yaptığı katliamdan önce günlüğünde sevdiğini bahsettiği eşini ve annesini öldürür. Kendisi de ölen aslında öldürülen Charles Whitman isimli bu genç günlüğüne “Kendimi şu günlerde tam olarak anlayamıyorum. Aklı başında ve zeki bir genç olarak tanınmaktayım. Ama son zamanlarda (ne zaman başladığını hatırlayamıyorum) bir çok sıra dışı ve mantıksız düşüncenin kurbanı olmuş durumdayım” yazar. Yapılan otopsisinde ise beyninin derinliklerinde Limbik Sistemin içindeki bademe benzeyen amigdala isimli beyin bölgesine bi tümörün baskı yaptığı görülür. Kendinden kurban olarak bahseden, O vahşeti yapan Charles Whitman, bu ölümlerden sorumlu muydu?

Beyni anlamak sadece günlük hayatımızı etkilemeyecek anlaşılan aynı zamanda hukuk sistemimizi, yasaları ve belki de onu anlayarak siyasi hayatımızı değiştirip dönüştürmemiz gerekecek. Ama gelin siz günlük hayatınızdan başlayın.

LİMBİK SİSTEM

Amigdala, hippompus gibi beyin bölgelerini de içine alan  bu alan Limbik kortekstir. Aslında beynimizi bir soğan gibi düşünürsek soğanın kalın sayılabilecek kabuk ve bir kaç katmanını soyduktan sonraki alanlar diye canlandırabilirsiniz kafanızda. Türkçe’ye duygu diye çevrilirse anlamı eksik kalan emosyonlarımızın merkezi burasıdır.  Emosyonun birçok tanımı vardır. Emosyonun merkezinde duygular olsa da aslında bir davranış yapısı olup, doğrudan doğruya veya dolaylı yoldan, iç ve dış uyaranlara bağlı olarak oluşur. Kendisini başlatan uyaran ortadan kalksa bile varlığını uzun süre devam ettirirler. Emosyonel yaşantının zihinsel ve bedensel unsurları vardır. Neyseki beyin kabuğumuzun kalınlaşması ve büyümesi ile emosyonlarımızın kölesi olmamayı başarmışız yoksa ömrümüz yiyecek-içecek, cinsel davranışlar gibi sonucu çoğu zaman dürtüsel hedefler peşinde geçecekti. Bir neyseki daha: beynimizin üst katmanları sayesinde ne düşündüğümüzü bilebiliyor ve sabredebiliyoruz. Ancak emosyonlarımız olmadan doğru kararlar alamadığımızı da bilmek gerek.

Alınımızın hemen iç tarafında kalan prefrontal/alın lobları karar verme mekanizmasının üst merkezleri, günlük yaşamda farkına vardığımız kararlar ve  akıl yürütmelerin merkezi burası olduğu için limbik sistemle çok güçlü bağlantıları var. Birlikte çalışıyorlar ve biri olmadan diğeri uygun kararlar veremiyor. Bu yüzden akıl  ve duyguları ayırmak günümüz bilim dünyasında pek bilimsel bulunmuyor. Her akıllıca karar duygu içerirken her duygusal karar akıl denetiminden geçmiş oluyor bunun sonucunda aklınızla duygularınızı ayırmak yapay bir ayrım olarak görülmeye başlandı. Aksi hal(salt akıl, salt duygu) tam bir feceaat.

Örneğin; gıcık olduğunuz birisi geçiyor önünüzden. Bu birisinin çoktan uzaklaşmış olmasına rağmen sinirlenme duygusu uzun süre devam edecektir. Eğer limbik sisteminizin alnınızın içinde burnunuzun iç üst tarafında bulunan orbitofrontal korteks ile bağlantıları zayıf olsaydı, duygularınız size hükmedecek ve  zarar verme ihtimaliniz artacaktı. Nasıl umarım canlandırabilimişsinizdir kafanızda.

Beynimimizin Limbik Sistem denilen bu iç bölümleri bir çok görev yapar. Bireyin kendisini korumaya yönelik emosyonel aktiviteleri (kaç-savaş) organize eder, organizmanın stres reaksiyonlarını düzenler, türün korunması/sürmesine yönelik emosyonel aktiviteler (Çiftleşme, yavrunun bakımı ve korunması), öğrenme ve bellek oluşumunda esas yapılardan biridir.

480px-Amygdala

“Amygdala” by Images are generated by Life Science Databases(LSDB). – from Anatomography, website maintained by Life Science Databases(LSDB).You can get this image through URL below. 次のアドレスからこのファイルで使用している画像を取得できます. Licensed under CC BY-SA 2.1 jp

Bireyin kendisini korumaya yönelik emosyonel aktiviteler: Akşam üzeri bir patikada yürüdüğünüzü düşünün. İleride çalılıklardan bir ses geldiğini duydunuz, daha siz bu rüzgar olabilir ya da bir ayı olmalı demeden beyninizin amigdala bölgesi tüm vücudunuzu ve beyninizi kaçmaya veya savaşmaya hazırlamıştır. Önce amigdalanın aktive olmasının faydası nedir? Hayatta kalmak. Amigdala gözlerinizden ve kulağınızdan gelen bilgideki tehlikeyi seziyor, alarm veriyor ve sizi, acaba bu nedir, ne yapmalıyım gibi uzun sürebilecek düşüncelerle uğraştırmıyor. Yani kişi bedensel olarak hazır duruma geliyor (Sempatik sistem aktive oluyor, kan basıncı artıyor, refleksler hazır duruma geliyor vs.). Böylece gerçekten bir tehlike varsa, bu yol kişiyi kaç-savaş reaksiyonuna hazırlıyor.

Bizi koruyan sistemlerin bizi zora soktuğu da oluyor elbette. Panik bozukluktan muzdarip insanlar kalp krizi geçirerek, nefes alamayarak öleceklerini ya da çıldıracağını düşünerek yoğun korku yaşarlar, tekrar panik atak geçirecekleri kaygısını günlük yaşamlarında tekrar tekrar hissederler. Hatta kimi zaman panik atak geçirecekleri dolayısı ile evden çıkmamak, yalnız kalamamak gibi davranışlar sergilerler. İşte bu durumda biraz önce beynimizin aslında hayatta kalmak için otamatik olan bu hizmeti gereksiz yere tekrar tekrar devreye giriyordur. Aslında yaşanılan bir alarmın tehlike olmadığı halde, gereksiz yere tekrar tekrar çalmasıdır.

Bir arkadaşımla yürürken henüz 4 yaşının içindeki kızının palyaçolarla aynı mekanda olmak istemediğini anlattı. Palyaçoların uzun balonlardan yaptığı şapkaların, oyuncakların çocukların kafalarında, ellerinde nasıl patladığı ve bu çocukların ilerde palyaçolardan korkacaklarını anlattı. Halk psikolojisinde başarılı bir örnek.

Fobilerde en önemli belirti, kişinin korkusunun saçma olduğunu bilmesine rağmen korkmaya devam etmesidir. İnsan’da amigdalanın gelişimi yaklaşık 3-4 yaşlarında tamamlanır, hipokampüs’ün gelişimi ise 7-8 yaşlarında tamamlanır. Bu durumda fobileri açıklamaya çalışan bir hipoteze görede: 4 yaşlarındasınız ve bir örümcek yüzünüzde dolaşıyor, aslında sizin korkmak için çok bir sebebiniz yok ancak karşınızda duran oyun arkadaşınız örümcek diye çığlık çığlığa bağırarak oradan uzaklaşıyor, sizse elinizle yüzünüzdeki örümceği büyük bir korkuyla atıyorsunuz, bu yaşadığınız olay  her örümceğin ismini duyduğunuzda dahi büyük korkular yaşamanıza sebep oluyor. Çünkü olay gerçekleştiğinde limbik sistemde bulunan hippokampusunuz gelişimini tamamlamadığı için olayla ilgili açık-ifade edilebilir bir anınız oluşmamış oluyor ve korkunun nedenini kendinize açıklayamıyorsunuz. Oysaki amigdala korkunuzu çoktan kendi ulaşılmaz bölgelerine depolamış oluyor.

Psikopat, antisosyal veya saldırgan kişilerin beyinlerinde limbik sistem yapıları ile prefrontal/alın loblarının arasındaki bağlantı zayıflığı nedeniyle emosyonlar üzerinde kontrol ve karar mekanizmalarının yeterince kuvvetli uygulanamaması olduğu söylenilebilir. Bir aslanınız var  ama elinizde onu terbiye etmek için kırbacınız yok üstelik şehirde yaşıyorsunuz.

Emosyonel ve cinsel uyaranlara verilen yanıtlarda cinsiyet farklılıkları:

Erkek amigdalası dişilere göre %20 daha büyüktür. Erkek ve dişi amigdalası tiksindirici uyaranlara karşı eşit yanıt verirken erkek amigdalası şiddet ve agresyon içeren uyaranlara karşı daha duyarlıdır. Evrimsel olarak koruyuculuk, avcılık gibi rolleri olan erkek için şiddet ve agresyona duyarlılık erkek için önemlidir.

Tüm merkezi sinir sistemi içinde erkek amigdalası, görsel cinsel uyaranlara karşı ilk aktive olan ve en çok aktive olan yapıdır; buna karşın cinsel birleşme ve ejekülasyon sonrası tüm beynimizde aktivasyonu ilk sonlanan yapı da erkek amigdalasıdır. Dişilerde ise daha yavaş olmak üzere sol amigdala aktive olmakta ve cinsel birleşme sonrası amigdala aktivasyonu diğer beynimizin diğer yapıları ile birlikte sonlanır. Bu nedenle tatminkar bir cinsellik için kadına başlamadan önce biraz zaman tanımalı erkeğe ise seviştikten sonra anlayışlı olmak uygun olacaktır. Aslında bazı davranışlarımızın bir tercih ya da öğrenme olmadığını bilmek, günlük yaşamımızda karşımızdaki insanın davranışlarının makul bir sebebi olduğuna işaret etmekte ve anlayışlı davranmanın yolu açılmaktadır.

Bahsettiğim gibi görsel cinsel uyaranlara karşı erkek amigdalası özellikle sağ amigdala çok hızlı aktive olurken dişilerde ise daha yavaş olmak üzere sol amigdala aktive olmaktadır. Mekansal işlemlerde sağ hemisfer üstündür. Sol amigdalanın hipotalamustaki endokrin merkezleri(hormonlar, iç salgı bezleri ve metabolizmamızı yönten merkezler) ile bağlantısı daha fazladır.

Erkeklerde röntgencilik ve pornografi düşkünlüğü daha yaygın görülür yine erkek amigdalasının, görsel cinsel uyaranlara karşı çok daha duyarlı olması ile açıklanabilir. Bunun görsel mekansal işlevlerde baskın olan beynimizin sağ yarım küresinde bulunan amigdalanın erkeklerde emosyonel uyarılara daha fazla yanıt vermesi ile ilşkilendirilebilir. Bir de tabi erkek amigdalasının görme alanlarıyla sinirsel bağlantılarını güçlü olduğunu unutmayalım. Ya da daha çok kadınların şiir ve sözlerden etkilenmesinin kadınlarda emosyonel uyaranlara karşı sol amigdala aktive olması ve elbette beynin işitme ve tanıma ile ilgili alanlarının sol beyin yarım küremizde olmasını da ekleyelim.

Porno sektörünün genellikle erkeklere hitap etmesinin toplumsal ve ekonomik dünyada erkeklerin egemen olması ile ilgisi olmakla birlikte. Aslında sadece acımasız şirketlerin, kötü niyetli reklamlarının sonucunu da yaşamıyoruz. Biraz daha fazlası var: bu şirketler ve reklamcılar bizlerin evrimsel olarak öne çıkmış  başarılı özelliklerini istismar etmesi, beynimizde bulunan olası farklılıkları bir zaafiyete dönüştürme çabası var. Bu nedenlerle gelecekte kişiye özel reklamların yapılması olasılığı çok yüksek. Bu ve buna benzer farklılıkların karşı tarafın ilgisini çekmek ve popülerliliğimizi arttırmak için günlük yaşamda kullandığımız yöntemler olması da cabası. Değişim ve dönüşümünde beynimizi anlamakla açığa çıkacak bu bireysel farklılıklarda yattığı iddia etmek hiç zor değil.

Sevebilirsin...