‘Stres’i Anlamak

Stres üzerine yapılan deneysel çalışmalar sonucunda; canlılara zararlı bir etkenin akut olarak uygulanması sonucu “genel adaptasyon sendromu” olarak adlandırılan bir tablo ortaya çıktığı bulgulanmıştır. Bu sendrom da gözlenen semptomların, zararlı etkenin yapısından bağımsız olarak ortaya çıktığı iddia edilmiştir.

Picture2

“Genel adaptasyon sendromu” ya da “biyolojik stres sendromu” nedir?

Bu sendrom üç aşamalıdır.

1. Alarm Evresi:bu aşama ilk 24 saati kapsar. Bu evrede vücut stresle ilk kez karşı karşıya kalmanın kendine özgü yanıtlarını verir. Hormanal tepkiler oluşur, ilk olarak, böbrek üstü medullasından adrenalin ve sempatik sinir sistemi uçlarından noradrenalin salgılanır. Stres hormonu olarak bilinen kortizol salınır. Tüm bu hormonal değişiklik ve sempatik sinir sistemenin aktifleşmesiyle vücutta bazı değişikler olur. Stres, fiziksel bir tehlikeden oluşuyorsa sempatik sınır sistemini devreye sokarak kendisine zarar vermeyecek bir durum oluşturmaya çalışır. Organizma bu dönemde şoka ve hemen ardından kontraşoka girer.Tehlikeye karşı savaşarak ya da kaçarak kurtulmayı seçer.

Bu aşamada vücut ne gibi tepkiler verir:

• Göz bebekleri büyür.
• Tükürük artar.
• Kalp vurum sayısı ve şiddet artar.
• Mide asidi artar.
• Karaciğerde glukojen olarak
• depolanmış glukoza(şekere) dönüştürülür ve salınır.
• Terleme artar.
• Solunum sayısı artar.
• Kan vücudun yüzeyinden ve sindirim sisteminden kaslara ve beyne yönelir.
Bu tepkiler vücuda yeterli enerjiyi, oksijeni, bunları taşıyacak kanın hızını arttırmak içindir. Duyumlarımız artar.
2. Stres devam ediyorsa, yani savaşarak ve kaçarak kurtulmak mümkün olamıyorsa, ikinci aşamaya geçilir. Yine böbrek üstü bezlerinin ürettiği adrenalin ve kortizol gibi hormonlarla strese uyum sağlanmaya çalışılır. Onlar aynı zamanda gelişimi, sindirimi, doku onarımını ve üremeyi daha olumlu bir ana kadar baskılar. Tüm enerji yönlendirilerek vücudun direnci normalin üzerine çıkar. Vücut stres kaynağını yenemeyeceğini ve kaçamayacağını anlamış, şimdi onu kontrol etmeye çalışmaktadır. Yoğun olarak enerjiye ihtiyaç duyulur. Diğer yandan hormonlar da stres süresince aşırı aktiviteden dolayı bağışıklığı zorlar.

3. Stres koşullarının devam etmesi durumunda dengelenme(homeostasis) sağlanamazsa uzun süreçte vücut yorgun düşer ve üçüncü aşamaya,. nihai tükeniş-tükenme evresine geçilir. Adaptasyon enerjisinin tükendiği bu evrede, kontrol kaybolmuş ve yıkım başlamıştır. İlk evredeki alarm reaksiyonları tekrar ortaya çıkar, ölüm ya da psikiyatrik-psikosomatik hastalıklar ile sonuçlanır. Organizma kronik stresle artık başa çıkamamaktadır, anksiyete sürecindedir.

Bu evreler sırası ile akut stres reaksiyonu, kronik başa çıkılabilir stres ve kronik başa çıkılamayan stres olarak da tanımlanabilir. İlk iki aşama strese verilen fizyolojik yanıtlardır, üçüncü tükenme evresi ise stresin patolojik sonucudur. Çok geniş yelpazeye yayılan bu fizyolojik yanıtlar, bir geribildirim etkisi ile MSS fonksiyonlarını ve neticede büyük olasılıkla stres yanıtlarının ortaya çıkmasını sağlayan psikolojik değişkenleri düzenler.

Tarif edilen “genel adaptasyon sendromu”nun en önemli özelliklerinden biri, bir çok stresör tarafından oluşturulabilen bu fonksiyonel değişimlerin, uygulanan stres uyaranlarının yapısal ve genel özelliklerinden bağımsız olmasıdır. Bundan dolayı da stres nonspesifik bir yanıt olarak tanımlanmış ve bu nonspesifik yanıtların ortaya çıkmasını sağlayan uyaranların tümüne stresör denmiştir.

Nöroendokrin stres tepkilerinin düzenlenmesine katılan beyin devreleri. CRF = kortikotropin serbestleyici faktör(hipotalamik paraventriküler çekirdekler); 5-HT = serotonin (dorasal raphe çekirdeklerinde);NE = norepinefrin (lokus serelusta); DA= dopamine (mezolimbik sistemde); Amy = amigdala; GABA= gamma-amino-butyric acid.

Sevebilirsin...